Bolu Yedigöller, Karacasu Kaplıcaları, Gölcük

2011 yılının ekim ayındayız. Sıcak yaz günleri, yaz tatili planları, doğada yapılan harika planların hepsi şimdilik geride kaldı fakat biz eve kapanıp kalmak istemiyoruz. İstanbul'da sonbahar aylarında doğada bir aktivite yapacaksanız ilk akla gelen İstanbul çevresinde bir bölgede tracking (yürüyüş) yapmaktır. Ben ve arkadaşlarım böyle bir aktivite arayışı içindeyiz. Düzenlenen yürüyüş turlarına göz atıyoruz ama hepsi günübirlik ve 3 saat gidiş, 3 saat dönüş yolculuğunu da işin içine katarsak günübirlik tracking turlarının ne kadar yorucu olduğunu geçen yıldan deneyimlemiş durumdayız. En azından bir gece bir bölgede konaklayıp, o bölgede rahat rahat, yorgunluktan ölmeden yürümek, gezmek, keşfetmek istiyoruz.
Sonbahar ve ilkbahar hafta sonları tatilleri için bir diğer seçeneğimiz de her zaman kaplıcalar olmuştur. Kaplıcalar, şifalı su tesisleri ve hamamlar açısından son derece zengin olan ülkemizin halen tüm kaplıca ve hamamlarına gidebilmişiz değiliz. Daha önceden Yalova Kaplıcaları'nda, Oylat Kaplıcaları'nda, Bursa Kaplıcalarında çeşitli tatiller yapıp, İstanbul'un ve Bursa'nın çoğu hamamında ter attık, rahatladık ama biliyoruz ki her kaplıca ve çevresi ayrı bir keyif, her hamam ayrı bir sefadır.
Güzel bir hafta sonu tracking tatili mi, doğa kampı mı, kaplıca ve dinlenme tatili mi yoksa yeni bir şehir mi keşfetsek derken bütün bu isteklerimizi birleştirebileceğimiz 3 günlük harika bir kısa tur oluşturduk. Bolu'ya gidiyoruz. Bolu İstanbul'a oldukça yakın ve 3 günlük bir tatil için ideal. Üstelik hayallerimizin hepsine cevap veriyor. Tracking ve doğa kampımızı ünlü Yedigöller'de, kaplıca sefamızı da ünlü Karacasu Kaplıcaları'nda yapacağız. Bölgeler arasında geçiş yaparken de olabildiğince Bolu'yu keşfedip, harika yemeklerinin tadına bakacağız. Tarih olarak 29 Ekimi seçiyoruz. Her ne kadar bu sene 29 ekim cumartesi gününe denk gelse de 28 Ekim'in yarım günü idari izin. Ben ve 3 arkadaşım 28 Ekim için yarım gün izin alarak 3 günlük tatilimiz için hazırız.

Bolu Gezilecek Yerler Haritası
Bolu'da gezilebilecek yerleri harita üzerinde ayrıntılı görmek için lütfen resmin üzerine tıklayınız.

Bolu Yedigöller Ulaşım:

28 Ekim 2011 sabahı erkenden kalktık ve İstanbul Kartal'da yaşayan arkadaşımın evinden arabamıza binerek yola koyulduk. Böyle bir tatile bizim gibi 4 kişi çıkıyorsanız büyük bir araba ile çıkmanız da fayda var. Öncelikle Bolu Yedigöller bölgesi Ekim sonunda oldukça soğuk ve Yedigöller'de ormanda kalacağımız kulübede sadece şömine ile ısınacağımız için daha önceden bu bölgeye giden tanıdıklarımızdan bir türlü ısınamadıklarını ve oldukça kalın giysiler almamız gerektiğini öğrenince dolapta kalın ne varsa dolduruyoruz valizlere. Eh bir yandan Kaplıca tatili için almanız gereken bir sürü banyo malzemesi de var. Ayrıca orman'nın ortasına kamp yapmaya gidiyoruz. Dördümüze en azından 2 gün yetecek kadar yiyeceğimizi de yanımıza almalıyız. Tabiî ki Yedigöller orman evlerinin şartlarını iyice öğrendiğimizden tedbirliyiz. Bir gece önceden alışverişimizi yaptık, Mangal için tavuğumuz, sucuğumuz, kahvaltı için peynirlerimiz, çayımız, kahvemiz, yemek hazırlayamadığımız zamanlar için böreklerimiz ve yol sandviçlerimizin hepsi hazır. Bütün bunları düşününce böyle bir 3 günlük tatil için epey büyük bir bagaja ihtiyacınız olacaktır. Garip bir ironidir ama arkadaşımın arabası bozuk ve servisi ona bir Audi A3 veriyor. Üstelik bagajı bomboş. :D
Ben öğleden sonra Bolu Yedigöller'de olacağımızı düşünüyorum sonuçta Yedigöller’e kadar 310 km yolumuz var. Altımızdaki otomobil ile 3,4 saatte orada oluruz, hatta öğleden sonra yürüyüş yaparız diye düşünüyorum fakat ne mümkün. Yola çıktıktan yarım saat sonra bir outlet center'da kahve molası veriyoruz. Bu mola çevredeki mağazaları gezerken, alışveriş ve kahve keyfi yaparken tam 2 saat sürüyor. Daha sonra 2 saat daha yol alıyoruz ve Bolu tüneline yakın High Way alışveriş merkezi'nde ihtiyaç molası veriyoruz. İhtiyaç molası dediğin en fazla 15 dakika sürer değil mi? Bizimki yaklaşık 3 saat sürüyor. Akşamdan yaptığımız alışveriş yetmezmiş gibi herkesin bir ihtiyacı çıkıveriyor ortaya. Yolda sandviçlerimiz ile atıştırdık ama yine acıkmışız ve burada harika bir bolu Mengen restoranı var. Eee bizde hem Bolu Mengen yemeklerini sevdiğimizden, hem de tatilimizin konseptine uygun olduğundan burada yemek yemeden yola devam etmiyoruz. Sonunda tekrar yoldayız fakat saat çoktan akşamüzeri 4 oldu bile. 45 dakika sonra Yeniçağ yol ayrımına vardık. Lakin yolun bundan sonrası oldukça zor. Daha önceden internetten yol tarifi aldık. Buna göre Ankara - İstanbul karayolunun Yeniçağ yol ayrımından dönüyoruz, daha sonra Bolu - Gerede yoluna girip 20 km kadar Yedigöller tabelasını görene kadar devam ediyoruz. Bundan sonra 10,15 km daha toprak yolumuz var ve oldukça virajlı yollar. Çok hızlı ilerleyemiyoruz. Yavaş yavaş 30,40 km hızla Yedigöller Milli Park girişine ulaşıyoruz. Aslında Bolu Yedigöller'e ulaşmanın bir yolu daha var. Yeniçağ - Mengen - Yazıcık üzerinden de gidilebilir ama biz Gerede yolundan gitmeyi tercih ediyoruz. Yedigöller Milli Park'a giriş ücretli. Parkın içinde arabanızı park edebileceğiniz otoparklar mevcut.

Yedigöller Yollar

Bolu Yedigöller Konaklama:

Bolu Yedigöller'de Orman Bakanlığı'nın kurduğu ve şu an ihale yoluyla işletilen, her biri 4 yatak kapasiteli 10 adet bungalov ev bulunmakta. Son yıllarda Yedigöller bungalov evlerinin işletmesini üstlenen firma bu bungalov evlere ayrı ayrı iki binada 10 ayrı oda ile 20 yatak kapasitesi daha eklemiş. Biz bu bölgeye giderken bilmiyorduk ama yolda ilerlerken bu bölgeye 5 km mesafede oldukça yakın, Yedigöller'deki bungalov evlerden çok daha konforlu ve iyi koşullarda bulunan pansiyonlar da mevcutmuş. Eğer çadır ile kamp yapmak isterseniz tuvalet, çeşme ve taş mangallarla donatılmış çadır kamp alanları da mevcut.

Bolu Yedigöller Kamp Alanları

Bizim konaklamak için tercihimiz Bolu Yedigöller Milli Park'ının içinde 4 gölün hemen yanı başında olan bungalov evleri idi.

Yedigöller Bungalov Evleri

Çoktan rezervasyonumuzu yaptırdığımız için bize yolu göstermesi için rezervasyon esnasında telefonunu aldığımız görevliyi arıyoruz. Kendisi bize yolu tarif ediyor ama zaten işletmenin ana merkezi diyebileceğimiz ve buluşabileceğimiz noktaya gelmişiz. Burası alttaki göllerin ve kamp alanlarının yanında, Yedigöller Milli Park'ının hemen girişinde Şelale evi diye adlandırılan, bir restorana, 3,4 odaya sahip olan buz gibi bir yer. Görevliyi beklerken içeri girip bir çay içelim diyoruz ama ne çay çaya benziyor ne de burası ısınabileceğimiz bir mekana. En sonunda görevli geliyor ve daha bizi kalacağımız bungalov evlere götürmeden ödemeyi istiyor üstelik telefonda konuştuğumuz rakamdan 20 TL daha fazla bir rakam istiyor. Telefonda konuştuğumuz rakam 1 gece için 1 bungalov ev, 4 kişi: 200 TL idi. Sonunda ödememizi telefonda bize belirtilen rakam üzerinden yapıyoruz ve kalacağımız yere geçmek istiyoruz. Bunun üzerine görevli bize; ‘Ben arabamla yola çıkacağım, sizde beni takip edin’ deyip yanımızdan ayrılıyor. Bizde arabamıza doğru ilerliyoruz fakat takip edebileceğimiz bir araba ya da takip etmemiz için bize seslenen bir görevli yok ortalıkta. En sonunda görevliyi tekrar telefonla arayıp nerede olduğunu soruyoruz ve aldığımız cevap: 'Ya siz yola çıkmamış mıydınız, tamam işte o yoldan yukarıya doğru devam edin' oluyor. Neyse ki Yedigöller Milli Parkı'nın içi çok büyük değil ve araba ile gidebileceğiniz yollar da sınırlı olduğundan kendi içgüdülerimiz ve tahminlerimizle bungalov evleri buluyoruz. Çok sorumlu görevlimiz bizi bekliyor ve kalacağımız 2 nolu evin anahtarını bize veriyor ve ödememize dahil olan tek hizmetin yani şömine için odun dağıtımının saat 18:00 de yapılacağını söyleyerek yanımızdan ayrılıyor. Bu arada saat 17:30. Arabamızı hemen evin önüne park ettiğimizden eşyalarımızı taşımak kolay olacak. Kalan son yarım saatlik gün ışığından faydalanmak için evin içine bir göz atıyor ve en yakındaki Nazlı göl'e gezmeye gidiyoruz.

Bolu Yedigöller

Bolu Yedigöller Bungalov Evleri'ndeki Olumsuzluklar:

Yedigöller Nazlıgöl'ün rengârenk ortamına doyamadan nasılsa yarın sabah gözlerimizi bu güzelliğe açacağız diye kendimizi teselli ederek bungalov evimize dönüp arabadaki eşyalarımızı eve taşıyoruz. Biz eşyalarımızı taşırken görevlimiz odunları getiriyor ve bize; 'aa sizde katalitik soba varmış, ne şanslısınız' diyor. Bizde her evde yok mu diye soruyoruz ve aldığımız cevap daha da ilginç; Bazı evlerde elektrik olmuyor, bazılarında su, buraların derdi bitmek bilmez diyerek tekrar yanımızdan ayrılıyor. Sanırım gerçekten şanslıyız. Elektriğimiz var, en düşük watta yanan bir floresan lamba da olsa en azından ışığımız var. Çeşmeye bakıyoruz, lavabo sızdırıyor ama suyumuz da akıyor. Sonuçta ormanın ortasındayız ve hava buz gibi. Şartlara katlanıyor hatta şükrediyoruz. Eee ormanda kamp yapmak ne kadar bungalov evde de kalsan otel konforunda olamıyor demek ki. Bolu Yedigöller bungalov evleri 2 katlı inşa edilmiş. Alt katta tuvalet, banyo, açık mutfak, yemek masası ve 4 adet tekli koltuk bulunuyor. 4 kişilik yatağın bulunduğu üst kat, asma kat şeklinde bir çatı katı görünümü veriyor.
Tam eşyalarımızı yerleştirip yemek hazırlıklarından önce bir sigara molası verelim diyoruz ki; ben basıyorum çığlığı. Sebebi duvarda gördüğüm onlarca, kocaman örümcekler. Bir bakıyorum bütün duvarlar örümceklerle kaplı. Örümcekler duvarlarda desenler oluşturmuş halde. Zira bendeniz her türlü haşarattan hiç haz etmem. Çok fazla börtü böcük oluyor diye alt kattaki evimden nefret etmiş, her akşam ilaçlama yapıyorlar diye İstanbul Şişli Belediyesi'ni canı gönülden sevmiş biriyim ben. Yani bir yerdeki haşarat miktarı oradaki huzurumla direkt bağlantılı. Tamam ormana geliyoruz, bazı canlı türleriyle baş etmem gerektiğini biliyorum ama 1 türden bu kadar canlıyla baş etmem gerektiği aklıma dahi gelmemişti. Duvarlar sanki aylardır, yıllardır süpürülmemiş, örümceklerin doğal yaşam alanları haline gelmişler. Bunun orman'dan mı ihmalden mi olduğunu düşünüyorum ve cevabı sonradan öğreniyorum. O günlerde Yedigöller bungalov evlerin işletmesini yapan firmanın işletme süresi dolmak üzereymiş ve yakında yeni bir ihale olacakmış. Yani bariz bir ihmal söz konusu. Yanımda bulunan çok sevgili arkadaşlarım, beni çok iyi tanıdıkları için, huzurumun kaçacağını gayet iyi bildiklerinden ve maalesef huzursuzken huzur kaçıran bir insan olma eğilimimden dolayı başlıyorlar örümcek katliamı yapmaya. Bu konuda epey de başarılılar. ''Tanrım ne kadar seviliyorum, arkadaşlarım benim için örümcek ordusuna savaş açtılar :D ya da kendileri için.'' Sonunda duvarlar tamamen temizleniyor. Yatakların içleri kontrol ediliyor ve az da rahatlıyorum. Benimle birlikte rahatlayan arkadaşlarım da bu meseleyi de hallettik edasıyla her insanoğlu gibi yemek ve ateş derdine düşüyorlar.

Bolu Yedigöller Bungalov Evleri'nde Keyif Saatleri:

Sonunda biraz çıra yardımıyla şöminemizi yaktık. İçerisi tam anlamı ile ısınmasa da şöminenin önü harika. Bütün koltuklarımızı şömine'nin önüne çektik. Bu konum duvarlardan uzak olduğundan benim iyice hoşuma gidiyor. Şömine'den aldığımız ateş ile evin hemen önündeki taşlıkta mangalımızı yakmaya çalışıyoruz. Yanımızda mangal kömürü ve ızgara da getirdik. İyiki getirmişiz. Bolu Yedigöller bungalov evlerinde mangal ve ızgara var ama mangal kömürü yok, üstelik ızgara da bol kullanılmış olduğundan yepyeni ızgaramız bize çok daha hijyenik geliyor. Şömine'den aldığımız ateş mangala gidene kadar sönüyor fakat biz aldığımız kömür'ün içinden çıkan çıralar ile mangalımızı yakmayı başarıyoruz. Yan evlerden yemek hazırlayan insanların sesleri gayet net geldiğinden dışarıdaki ortam ıssız ve güvensiz değil. İçeride de bir yandan çayımız demleniyor. Bolu Yedigöller bungalov evlerinde ocak, tencere, çay bardakları ve tabak bulunuyor. Sonunda sucuklarımız ve mantarlarımız oldu. Açık havada mangalda yapılan birşeyleri yemek ne zevktir hepimiz biliriz.
Şöminemizin önünde yemeğimizi yerken bir arkadaşım mangalda tam patates gömülecek kıvama geldi diyor. Diğer arkadaşım da zaten yedek odun isteyeceğiz patates'te soralım diyor ve alıyor eline telefonu görevliyi arıyor. Ben bu kadar olumsuzluktan sonra patates'ten tamamen umutsuzum ama onlar şanslarını denemek istiyorlar. Bolu Yedigöller Bungalov Evleri'nde size verilen odun yetmezse yedek bir araba odun almak 15 TL'ye maloluyor. Bizde geç vakitlere kadar oturabileceğimiz için, birazda soğukta donarız korkusundan yedek odun almaya çoktan karar vermişiz. Görevliye odun ve patates isteğimiz için telefon eden arkadaşım 'Duyduğuma göre odun alana patates hediyeymiş' diyerek espri yapıyor ve karşı taraftan 'Tabi ne demek' cevabını alıyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra hem odunlarımız hem de kocaman bir poşet kumpirlik büyüklükte patateslerimiz geliyor ve biz bunları mangala gömerek şömine önü muhabbetimize devam ediyoruz. Karnımız tok, ısınmış, gevşemiş bir halde akşamımız sürüyor. Her ne kadar buraya ilk geldiğimizde olumsuzluklar yaşadıysak ta şu an keyfimiz gayet yerinde. Yanımızda ne notebook'lar var, ne de burada televizyon. Ayrıca Bolu Yedigöller Milli Parkı'nda Turkcell hariç cep telefonları da çekmiyor. Yemekten sonra yaptığımız tek iş şömine'ye odun atmak ve sohbet etmek olduğundan haliyle sohbette pek bir keyifli. Yaklaşık 2 saat sonra patateslerimiz oluyor ve biz onları ortasından bölerek içine kocaman kaşar dilimleri koyup, tuzlayarak etraf kirlendi diye düşünmeden döke saça yiyoruz. Ne de olsa dökülen her şeyi şömine'ye attığınızda hemen yok oluyor. Çöpleri biriktirme derdimiz yok.
Sonunda günün yorgunluğu iyice çöküyor ve üst kata yataklarımıza çekiliyoruz. Alt katta şömine de hala ateş var ve şömine'den çıkan bütün is üst kata çıktığından ortam gayet kötü kokuyor. Ya şömine tüter de zehirlenir miyiz diye tedirginiz, ne de çocukluğumuzdan beri odun sobalı evlerde kalmamışız, alışık değiliz. Odunun iyice tutuştuktan sonra tehlike yaratmayacağını bir yerlerden biliyorum ama eminde olamıyorum. Sonuçta kömür değil, odun yakıyoruz birşey olmaz herhalde deyip yatıyoruz. Yataklar oldukça soğuk. Zar zor ısınarak, alt kattaki şömine'den gelen odun çıtırtıları ve ormandan gelen sesleri dinlerken uyuyakalmışım.

Bolu Yedigöller Bungalov Şömine

29 Ekim 2011 Cumartesi sabahı Bolu Yedigöller’de ormanın ortasındaki bir kulübe'de uyandım. Akşam yaktığımız şömine çoktan sönmüş ve ortam kesinlikle buz gibi. Üstelik birde yüzümüzü ve akşamdan kalan bulaşıkları buz gibi suda yıkamak zorundayız. Şömineyi tekrar yakmak çok zahmetli. Evde bulunan katalitik sobayı yakıyoruz ama oda ancak kendini ısıtıyor. Üzerimizde montlarla kahvaltımızı hazırlıyor, eşyalarımızı topluyor ve kahvaltımızı yaptıktan hemen sonra bungalov evimizi terk ederek Yedigöller Milli Parkı'nı gezmeye başlıyoruz.
 
Bolu Yedigöller Yerleşim Planı

Gezimize öncelikle bungalov evlerin hemen etrafında olan Nazlıgöl, Sazlıgöl, İncegöl ve Kurugöl'ü gezerek başlıyoruz. Bunlar son derece küçük göller. Nazlıgöl'in büyüklüğü 15780 m2. Sazlıgöl ve İncegöl, Nazlıgölden de daha küçük. Kurugöl sanırım zaten kuru bir alan, zira biz öyle bir göl falan görmedik. Gözümüzden kaçmışta olabilir. Her ne kadar göller küçükte olsa Yedigöller ormanlarının renk cümbüşü sonbaharda görmeye değer.

Bolu Yedigöller

Bu birbirine yakın 3 gölü gördükten sonra yakınlarda bulunan şelaleye doğru yürüyoruz. Orman'ın zeminine çakılan odun parçaları ile orman içinden şelaleye giden bir merdiven oluşturmuşlar. 15,20 dakikalık yavaş tempo bir yürüyüşten sonra şelaleye ulaşıyor ve burada bol bol fotoğraf çekiyoruz.

Bolu Yedigöller Şelale
Bolu Yedigöller Milli Parkı'nda bungalov evler, Nazlıgöl, Sazlıgöl, Kurugöl ve İncegöl aynı bölge'de ve diğer göllere göre daha yüksek bir nokta da bulunuyor. Şelale'ye ulaşmak için sürekli aşağı doğru inmeniz gerekiyor. Şelaleyi gördükten sonra yine aşağı doğru 10 dakika daha yürürseniz kamp alanlarına, diğer büyük göllere ve parkın girişine ulaşırsınız. Bolu Yedigöller Milli Parkı'nda bulunan şelale nispeten ufak bir şelale ama görmeye değer. Şelaleyi görüp orman içinde bir yürüyüş yaparak piknik ve kamp alanlarına doğru ilerliyoruz. Orman'da her yerde gideceğiniz yönleri gösteren tabelalar var. Zaten Bolu Yedigöller Milli Parkı 1,2 saat içinde gezilebilecek kadar küçük bir alan ve kaybolma riskiniz epey düşük. Olası en acayip yola dahi girseniz, zira biz girdik. Sürekli yola devam eder ve su sesini takip ederseniz şelale'ye, aşağı doğru giderseniz Büyükgöl, Deringöl ve Seringöl'e, yukarı doğru devam ederseniz Nazlıgöl, Sazlıgöl ve İncegöl'e ulaşırsınız. Kamp alanlarının hemen yanında olan Deringöl sanırım bu bölgenin en güzel gölü. Özellikle gölün etrafındaki ağaçların renklerinin suya yansımaları insana fotoğraf üstüne fotoğraf çektiriyor. Deringöl'ü gezdikten sonra hemen yolun karşısında Büyükgöl ve hemen onun aşağısında Seringöl yer alıyor. Büyükgöl, Deringöl ve Seringöl üst kısımda bulunan Nazlıgöl, Sazlıgöl, Kurugöl ve İncegöl'e göre oldukça büyük ve çok daha güzel göller.

Bolu Yedigöller

Günlerden cumartesi olduğundan kamp alanları oldukça kalabalık. Bizde bir masaya oturup kahvaltıda hazırladığımız sandviçlerimizi yiyoruz. Ormanda insanlar mangal yaparken, her köşede sucuk ekmek, köfte ekmek satılırken sandviçlerimiz biraz yavan gelse de sonuçta şu an bizim için bedava. Bedava sandviç baldan tatlıdır. :D Öğleye kadar tüm Yedigöller Milli Park'ını gezmiş sayılırız. Gezmediğimiz 2 seyir terası var. Manzara seyir terası ve Kapankaya seyir terası gideceğimiz yol üstünde olduğundan dönerken uğrayacağız. Alt kısımda görmediğimiz bir Alabalık üretme tesisi var ama alabalık almayı düşünmediğimiz için bizi şu anda çekmiyor.
Yemeğimizi yedikten sonra bungalov evlerin yanında bıraktığımız arabamıza ulaşmak için tırmanışa geçiyoruz. Tırmanış dediysek gözünüzde büyütmeyin. Oldukça az eğimli bir yoldan yarım saat kadar yürüyerek, nefesimiz daha hızlanmadan bungalov evler, Nazlıgöl, Sazlıgöl, Kurugöl ve İncegöl'ün olduğu bölgeye varıyoruz. Burada arabamıza binerek Bolu yolunu takip ederek önce Manzara seyir terası'na, daha sonra Kapankaya Seyir terasına uğruyoruz. Manzara seyir terası tam yolumuzun üstünde, Kapankaya seyir terası için ise 6,7 dakika dik bir yoldan tırmanmanız gerekiyor. Her iki seyir terasında da maalesef görülecek çok fazla bir şey yoktu ve bizi yollarda tesadüfen gördüğümüz birçok ilginç şey kadar bile çekmediler.

Bolu Yedigöller

Bolu Karacasu Kaplıcaları Ulaşım:

Yedigöller gezimiz burada bitiyor ve biz gezimizin ikinci etabı olan Bolu Karacasu Kaplıcaları'na gitmek için Bolu'ya doğru ilerliyoruz. Bolu Karacasu Kaplıcaları, Bolu merkez'e sadece 5 km uzaklıkta. Mesele Yedigöllerden Bolu merkeze ulaşmak. Daha önce de bahsettiğim gibi toprak yolda ilerlemek zor ve yollar epey virajlı. En sonunda ana yola çıkıyoruz ve zaten görünen şehrin yolunu bulabilmek için 1,2 kişiye danışıyor ve Bolu merkeze ulaşıyoruz. Hazır Bolu'ya gelmişken güzel Bolu yemeklerinden yiyelim diyoruz ama etrafta restoran bulmakta zorlanıyoruz. En sonunda Boluluların Merkez diye tabir ettiği bir cadde'de bolu yemekleri değil ama sulu yemek bulunan bir restorana dalıyor ve karnımızı bir güzel doyuruyoruz. Bolu Karacasu Kaplıcaları'nın yol tarifini alarak bu restorandan ayrılıyoruz. Bolu Karacasu Kaplıcaları'na Bolu'dan ulaşmak o kadar kolay ki alt caddeye geçiyoruz ve araba ile bir 5 dakika ilerliyoruz ve Karacasu ilçesinin içindeyiz. Bizim yola çıkmadan önce yaptırdığımız Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Tesisleri'nin dubleks evlerine dört kişilik rezervasyonumuz var. Tesisleri oldukça kolay buluyoruz.
 
Bolu Karacasu Kaplıcaları'nda yaşadığımız harika anları anlatmaya başlamadan önce sizlere burası hakkında broşürlerinden edindiğimiz bazı bilgileri vermek istiyorum.

Bolu Karacasu Kaplıcaları Tarihçesi:

Bolu Karacasu Kaplıcaları'nın M.S I. yüzyıldan beri kullanıldığı söyleniyor. Zira tarihi belgeler de Roma imparatoru Valisi Pilinis tarafından M.S I. yüzyılda burada tanrılar adına şifa dağıtan tesisler yapıldığını doğrular niteliktedir. M.S V. ve VI. yüzyıllarda Anadolu'da meydana gelen depremlerde bu kaplıcalar yıkılmış ve bu dönemde, bölgede Hıristiyanlık yaygın olduğundan ve Roma döneminden kalma bu yapılar putperestlik sayıldığından 13.Yüzyıl 2.Murat zamanına kadar yeniden inşa edilmemiştir. Bu tarihten sonra değişik dönemlerde bir çok ekleme yapılan kaplıca 1985-1987 yılları arasında aslına uygun olarak restore edilmiş ve eklenen yapılarla birlikte turistik kaplıca tesisi haline dönüştürülmüştür.

Bolu Karacasu Kaplıcaları Konum:

Seben dağı eteklerinde bulunan, Bolu Abant'a 40 km, Gölcük'e 7 km, Bolu Şehir Merkezi'ne 5 km mesafede olan Bolu Karacasu Kaplıcaları'nın ulaşımı oldukça kolaydır.

Bolu Karacasu Kaplıcaları Konaklama ve Sosyal Tesisler:

Bolu Karacasu Kaplıcaları'nda 1 büyük termal otel, 250 yataklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, bizimde konakladığımız Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli ve birçok küçük ölçekli oteller, moteller ve pansiyonlar bulunmaktadır. Sadece bizim konakladığımız Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli'nin bünyesinde 23 adet otel odası ve 24 adet dubleks apart'ı ile toplam 145 yatak kapasitesi mevcuttur. Çevredeki tüm tesislerde restoran, çay bahçesi, oyun salonları, otopark gibi imkânları bulmak mümkündür.


Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli'nin Kaplıca Suyunun Faydaları:

Eğer suyu içerseniz; Üriner sistem hastalıklarına, karaciğer, safra yolu hastalıklarına, mide bağırsak rahatsızlıklarına, kısırlık ve diş çürümelerine iyi geldiği gözlemlenmiştir.

Eğer kaplıca'da banyo yaparsanız; İltihaplı romatizmanın akut ödemleri hariç tüm romatizmal hastalıklara iyi geldiği gözlemlenmiştir. Kaplıca suyu sıcaklığı 44 derecedir. Ayrıca Bolu Karacasu Kaplıcaları sularının buharının nefes darlığına iyi geldiği ve hipertansiyonu düzenleyici etkisi olduğu gözlemlenmiştir.

Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli'nin dubleks apartları'nda geçirdiğimiz harika 1 akşam, 1 gece ve 1 sabah:

Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli'ne ulaşır ulaşmaz resepsiyona gidiyor ve girişimizi yaptırıyoruz. Resepsiyondan bir görevli bize kalacağımız dubleks aparta kadar eşlik ediyor ve valizlerimize yardım ediyor. İçeri girer girmez hayran oluyoruz bu güzel apartlara. Öncelikle apart'ın dizaynına, daha sonra temizliğine, daha sonra da dekorasyonuna ayrı ayrı hayran oluyoruz. 4,5 basamak çıkıldıktan apartın önündeki balkondan içeri giriliyor ve girer girmez bir açık mutfak var. Mutfakta rahatça yemek yiyebileceğiniz bir masa bulunuyor. Bu açık mutfak küçük bir pencere ile salonu görüyor. Salon küçük fakat yeterli. Bir üçlü koltuk, bir tekli koltuk, bir televizyon'un bulunduğu salon daha çok hamamların soyunma ve dinlenme kabinlerini andırıyor. Hemen buradan arka taraftaki kişisel hamamınıza geçiyorsunuz. Bu dubleks apartları tercih etmemizin en büyük sebebi de içinde bu kişisel hamamların bulunması. Kişisel hamamların her kaplıcada olan sıra banyolar gibi küçük olacağını düşünüyoruz ama 4 kişinin rahatça yıkanabileceği büyüklükte bir hamam çıkıyor karşımıza. Aynen evin diğer bölgeleri gibi hamamı da pırıl pırıl.
Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli'nin dubleks apartları'nın üst katında da 2 yatak odası ve 1 tuvalet mevcut. Evin bu kadar temiz olmasından mı, dekorasyonun sıcaklığından mı, duvardaki renklerden mi, ışık düzeninden mi, yoksa içerisinin pencere açılmadan oturulamayacak kadar sıcak olmasından mı bilemiyoruz pek bir seviyoruz Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli'nin dubleks apartlarını. Hele ki dün akşam kaldığımız Yedigöller Milli Parkı bungalovlarından sonra burası bize saray gibi geliyor.

Bolu Karacasu Kaplıcaları

Yol yorgunuyuz, aç olmasak ta bir şeyler içmek istiyoruz lakin bardak, tabak bulunan mutfakta çaydanlık yok. Görevliden bir çaydanlık ve son kalan böreklerimizi sabah ısıtabilmek için bir tava rica ediyoruz. İkiletmeden 10 dakika içinde tüm isteklerimizi hiçbir karşılık beklemeden getiren Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli personeline nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz. Çaylarımızı, kahvelerimizi içtikten sonra henüz ortak kullanılan büyük kaplıca hamamının bayanlar kullanım saatine daha çok zaman olduğundan apartımızda banyo yapmaya, daha sonra akşam geç vakitlerde büyük kaplıca hamamına havuzunda keyif yapmak için gitmeye karar veriyoruz. Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli'nde Büyük ve Küçük Kaplıca olarak 2 adet kaplıca hamamı var ve bu 2 kaplıca hamamı bay ve bayan ayrı ayrı hizmet veriyor. Bizim gittiğimiz dönemde Büyük Kaplıca Hamamı 07:00 - 18:00 arası baylara, 18: 30  - 23:00 arası bayanlara hizmet veriyordu. Bu periyodik düzenleme her hafta değişiyormuş.
Sonunda banyo malzemelerimizi alıp, evimizin özelinde hamam sefası yaşamak için dubleks apartımızın hamamına gidiyoruz. Hamam ve içindeki küvet havuz büyük olunca, birde böyle tertemiz bir ortamda bol bol şifalı sularla yapılan hamam sefasını anlatmanın imkanı yok. Tek bildiğim hamamdan çıktığımda hiçbir derdim kalmamışçasına rahatlamış, temiz ve huzurlu hissettiğimdir. Bundan sonraki saatler o kadar dingin, huzurlu ve tabi hamam sonrası rehaveti ile geçti ki; dördümüzde yerimizden kalkıp Büyük Kaplıca Hamamı'na gidemedik. O an için buna ihtiyaç da duymadık. Tabi ki sonradan Hamam ve Kaplıca meraklısı insanlar olarak bu tembelliğimize epey kızdık. Bütün bu hamam sefası ve 2 günün yorgunluğunun ardından erken saatlerde üst kattaki odalarımıza çekiliyoruz. Ekim ayının sonlarındayız, dışarıda hava epey soğuk ama evin içi o kadar sıcak ki yataklarımıza camı hafif aralayarak yatıyor ve sabaha kadar deliksiz, harika bir uyku çekiyoruz.

Bolu Karacasu Kaplıcaları

30 Ekim sabahı erkenden üzerimdeki tüm yorgunluklardan arınmış olarak uyanıyorum. İşte kaplıcalar bende böylesi mucizevi durumlar yaratıyorlar. Tüm arkadaşlarımdan erken uyandığım için kahvaltıyı ben hazırlamaya karar veriyorum ve dün akşamdan otel personelinden istediğimiz tek tava ile harikalar yaratıyorum. Tatilimizin son sabahı olduğundan yanımızdaki tüm malzemeyi kullanmaya kararlıyım. Neler neler yapıyorum. 2 gündür yanımızda gezdirdiğimiz börekleri ısıtıp, arkadaşlarım uyanana kadar soğumasınlar diye sarıyor ve hemen ardından kalan sucuklarımızı harika bir domates sosu ile pişiriyorum. Son kalan peynirlerimizi de kızartınca artık kokuya dayanamayan arkadaşlarım yavaş yavaş yüzleri gülerek aşağıya geliyorlar. Evde sürekli az tavam olduğundan şikâyet ettiğimden tek tava ile başardıklarıma bende inanamıyorum. Sonuçta tek tavam olabilir ama yeterince zamanım ve bütün bu kahvaltıya yetecek enerji ve mutluluğum var.
Kahvaltıdan sonra dubleks apartımızdaki hamam bizi öylesine çekiyor ki buradan ayrılmak istemiyoruz. Bu orman içindeki harika tesise henüz doyamadık. Daha tadını bile alamadan gitmek istemiyoruz Bolu Karacasu Kaplıcaları'ndan. Ne kadar aklımız burada kalsa da daha Gölcük'e uğrayıp, Bolu'ya gelmişken orayı da görmek istiyoruz. Üstelik Gölcük, Bolu Karacasu Kaplıcaları'na sadece 7 km uzaklıkta. Biliyoruz ki; bir kez daha hamam sefasına başlarsak ne Gölcüğe gidebiliriz, ne de gece yarısından önce İstanbul'da olabiliriz. Bütün bu mantıklı düşünceler eşliğinde iç çeke çeke ayrılıyoruz Bolu Karacasu Kaplıcaları'ndan.

Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli Konaklama Fiyatları:

Dublex Apartlar Hafta içi 4 kişi: 160 TL (Kişi Başı 40 TL)
Dublex Apartlar Cuma ve Pazar Akşamı 4 kişi: 200 TL (Kişi Başı 50 TL)
Dublex Apartlar Cumartesi Akşamı 4 kişi: 220 TL
Otel Odaları Çift kişilik oda: 100 TL (Kişi Başı: 50 TL)
 
Dublex apartlar ve otel odaları aynı fiyat görünmelerine rağmen aslında değiller. Otel odalarında kahvaltı fiyata dâhilken, dubleks apartlarda ekstra. Ayrıca dubleks evlerde 1 kişi de kalsanız 4 kişi de kalsanız 4 kişi ücreti ödemek zorundasınız. Bolu Karacasu Kaplıcaları Küçük Kaplıca Özel İdare Oteli'nde otel odalarında da kaplıca sularının bulunduğu banyolar bulunmasına rağmen bu banyolar dublex apart'ta bulunan hamamlar kadar büyük değil.

Gölcük:

Bolu Karacasu Kaplıcaları'ndan ayrılıp Gölcüğü görmeye gidiyoruz. 7 km kadar hafif bayırlı ve virajlı yollardan geçerek güzel gölcük gölüne ulaşıyoruz. Gölcük ve çevresindeki orman Milli park olduğundan buraya giriş paralı. Bir otomobil giriş ücreti: 6 TL. Parka girer girmez az ileride otopark var. Burada arabadan iniyoruz ve Gölcük gölünün tüm çevresini dolaşan yolda yürüyüş yaparak, bol bol fotoğraf çekiyoruz. Gölcük gölü diğer Bolu göllerine göre küçük fakat çevresi oldukça güzel ve huzurlu bir yer. Mesire yeri olarak hizmet veren Gölcük'te daha çok günübirlik piknik yapmaya gelen insanlar oluyor. Gördüğümüz kadarıyla gölün etrafında konaklama tesisi yok.

Bolu Gölcük

Gölcük yürüyüşümüz bittikten sonra çok yakınlarda bulunan Gölköy gölüne gitmeden İstanbul'a doğru yola koyuluyoruz. Sanırım göl görmeye bu tatil için doyduk. Tabi ki İstanbul'a Highway alışveriş merkezinde uzun bir mola verip, harika bolu çikolatalarından aldıktan sonra akşamın geç saatlerinde ancak ulaşıyoruz. Her anı değişik şekillerde hoş olan bu 3 günlük tatilimizden aklımızdan asla silinmeyecek olan bir yer varsa oda Bolu Karacasu Kaplıcalarıdır ve biliyoruz ki ilk fırsatta tekrar gideceğiz.
 

Yorumlar - Yorum Yaz



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam352
Toplam Ziyaret388550
Seyahat Valizi Search
Özel Arama